1957 Örenceler köyünde eğitmen bir baba ve çiftçi bir ailenin çocuğu
olarak dünyaya geldi. 8 yaşında babasını kaybetti. Memleketin yoksulluk
döneminde İlkokulu bile kardeşiyle birlikte zor şartlar altında
okuyabilme imkanı bulur. İki kız iki erkek kardeştirler. İlkokulu
bitirdikten sonra dayısının yanına İstanbula taşınarak birlikte
basın-yayın alanında çalışır. Babıâli’den Cağaloğlu’dan sabahın 3’ünde
gazeteleri alıp İstanbul üniversitesinin önüne, Kapalıçarşı, Mahmutpaşa
ve Cağaloğlu istikametine dönerek dağıtıp akşama işi bitirir. Basının
kendisini çok geliştirdiğini ifade eden Özefe, gazete verdiği
işadamlarını ziyaret ettiği zamanların birinde hasbel kader Yeşildirek
muhitinde Çemişgezekli işadamlarımızın birçoğuna katkıları olan Sn Nazım
KUL Beyefendi ile tanışır ve onun sayesinde tekstile çorap sektörüyle
ilk adımını atar. Özefe; ‘’Nazım beyin büyük çapta iplik işiyle
uğraşıyor olması ve beni de çok sevmesinden dolayı bana da küçük bir
sermaye vererek yeğeniyle ortak etmesiyle bende şahsi iş hayatıma
başlamıştım. Rahmetli dayımdan izin de alarak Mahmutpaşa’da tekstille iş
hayatına atılmış oldum. 1975 yılları da takdir edersiniz ki yine
ülkemizin zor dönemleriydi, tekstil bugünkü durumunda değildi. Bugün
dünya çorap ihtiyacının % 25 ‘ini karşılıyoruz, o zamanlarda belki de %
3’ ünü dahi karşılayamadığımız zor şartlarda iplik masuralarının
artıklarını, poşetleri alıp temizleterek tekrar kullanıma sunarak iş
yapıyorduk. Zaten Babıali de gazete satarken daha 12 yaşımdaydım ve
yaşıtlarım çağının oyunlarını oynarken ben zaten mecburen iş hayatına
atılmış durumdaydım. Her zaman için zor şartlara alışmıştım.’’ Şeklinde
o günkü şartları bir röportajında ifade eder.
Özefe Yeşildirek’teki tekstil işinde büyüme başlayınca yavaş yavaş
çorapla, tekstille ve ortaklıklarla iplik işimi iyice büyütmeye başlar.
Efe tekstil, Özkökler tekstil, Akın tekstil, Bursa’da aldığı iplik
fabrikası ve en son İstanbul İplikle devam eder. İplik verdiği
firmalarda bunları ürün haline getirip iç piyasaya ve yurtdışına ihracat
yapar
Özefe yine duygularını şöyle ifade ediyor; ‘’Burada şunu ifade etmem
gerekiyor: Bu Cenab-ı Allahın bir lütfüdür bize, düşünebiliyor musunuz?
İlkokul mezunu bir insan diğer eğitimlerini gelişimlerini tamamlayamadan
iş hayatına atılıyor ve birçok zorluğa karşı güçlenebiliyor, yüzlerce
insanı ikame ederek iş imkanı sağlıyor ve benimle birlikte birçok
hemşerimizin bu alanda kabukları kırmamıza imkan doğuyor ve dünyada bu
işte ciddi bir konuma ulaşıyorsunuz. Tabi daha sonra özellikle rahmetli
ÖZAL’IN ticaretteki dışa açılımıyla ben ve buradaki birçok arkadaşımız
avrupaya açılma imkanı bulduk, ithalat ve ihracatı öğrendik şuan
dünyanın her tarafından işte Endonezya, Çin, Uzakdoğu, Avrupa gibi
dünyanın her yerine ihracat yapma durumuna ulaştık. Yine Disneyland
grubunun Türkiye temsilciliğini yapıyoruz. Beş, on sene içerisinde de
Bayrampaşa da ki hemşerilerimle birlikte inşallah ülkemizdeki sayılı
işadamları arasına gireceğimize kalpten inanıyorum.’’