Ana Menü
 
Anasayfa
Haberler
Hakkımızda
Yönetim Kurulu
Denetim Kurulu
Vizyon
Misyon
Tüzük
Üyelerimiz
Üye Formu
İletişim
 
 
Çemişgezek
 
Tarih
Coğrafi Yapı
Ekonomik Yapı
Kültür Örf ve Adetler
Çemişgezek Haritası
Telefon Rehberi
 
 
Bağlantılar
 
Çemişgezek Kay.
Çemişgezek Bel.
Hava Durumu
İstanbul Tanıtım
Tunceli Tanıtım
Çemişgezek Linkleri
Linkler
E- Devlet
 
 
KÜLTÜR ÖRF VE ADETLER


KÜLTÜRÜMÜZ

ATA SÖZLERİ

Abanın kadri yağmurda bilinir

Aç doyuran aç kalmaz

Aç kurt aslana saldırır.

Aç ne yemez? Tok ne demez?

Aça dokuz yorgan örtmüşler yinede uyuyamamış

Acele bir ağaçtır,meyvesi pişmanlık

Acemi katır kapı önünde yük indirir.

Acı işletmeyin, toku tepretmeyin

Açık yaraya tuz basılmaz

Acındırırsan arsız,acıktırırsan hırsız olur

Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna

Adam adama yük değil, can bedene mülk değil

Adam adamını gavurur külünü göğe savurur

Adam iyisi iş başında belli olur

Adet etme adeti terk etme

Adın ne reşit,sen söyle sen işit

Ağa terlemedikçe hizmetçi kımıldamaz

Ağaç ne kadar yüksek olsada yaprakları yere düşer

Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer

Ağaca balta vurmuşlar sapı bendendir demiş

Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür

Ağacı kurt insanı dert yer

Ağacın kurdu içinde olur

Ağaran baş ağlayan göz gizlenmez

Ağır kazan geç kaynar

Ağlayanın malı gülene hayretmez

Ağzı büyük olana kepçe kaşık gibidir

Akıllı bacaklarını sıvayana kadar, deli dereyi geçer

Akıllı düşman akılsız dosttan iyidir

Akşamın hayrındansa sabahın şerri iyidir

Al elmaya taş atan çok olur

Al malın iyisini çekme kaygısın

Allah cığıza mal vermez

Allah dağına göre kar verir

Altın legenin kan kusana faydası yoktur

Araba devrilince yol gösteren çok olur

Arı bal alacak çiçeği bilir

Arpa ekip buğday bekleme

Arsız güçlü olunca haklı güçlü olur

Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık

Aslı hu ve neslihu

Aslı neyse neslide odur

At ile avrat emanet verilmez

At da yurt da avrat da yumun vardır

Atın varken yol,ağan varken el tanı

Attan eşek, it kılından döşek olmaz

Avcı kedi mırlamaz

Ayranı yok içmeye,atla gider çeşmeye

Baca eğride olsa dumanı doğru çıkar

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun

Bakmakla usta olunsa kediler kasap olurdu

Bal olan yerde sinekte olur

Balım olsunda sineği Bağdat tan gelir

Başaran bal yer başaramayan yal yer

Başın sağlığı dünyanın varlığı

Beleş sirke baldan tatlıdır

Ben ağa sen ağa inekleri kim sağa

Bıçak sapını kesmez

Bir ağaçta okta olur ….ta

Bir göz ağlarken diğer göz gülmez

Bir korkak bin orduyu bozar

Biri bilmeyen bini bilemez

Bol bol yiyen bel bel bakar

Boynoz kulağı geçer

Çağayı kundak ta gelini duvakta eğitmeli

Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme

Çalı çırpı ile ev yapılmaz

Canı acıyan eşek,attan hızlı koşar

Cefasız sefa olmaz

Çelik gibi sert, hamur gibi yumuşak olma

Cemşit-i abad, ne şen olasın ne harap

Çirkin yoktur alemde, güzel gören göz olmalı

Çocuk ömür törpüsüdür

Çok üren köpek ısırmaz

Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz

Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler

Çürük tahtaya çivi çakılmaz

Dağ başına kış gelir, er başına iş gelir

Darı unundan baklava, incir dalından oklava olmaz

Davacın kadın olursa, yardımcın ALLAH olsun

Demir nemden insan gamdan çürür

Dilin olmazsa gözünü kargalar çıkarır

Din olan yerde kin olmaz

Doğmadık çocuğa don biçilmez

Diş gösteren it ısırmaz

Dokuz ölç, bir biç

Dost beni bilsin de,bir çürük elma olsun

Düşmanın karınca ise sen fil san

El sözüne bakan karısını tez boşar

Ekmeği ekmekçiye ver,bir ekmekte üste ver

El atına binen tez iner

Elin ağzı torba değil ki dikesin

Eşekler çalışır atlar yer

Emanet eşeğin yuları gevşek olur

Et görmemiş ciğere bayili

Ev danası öküz olmaz

Etme kulum bulursun meğer etmemiş olasın

Evlinin bir evi bekarın bin evi vardır

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar

Fukara hırsızlığa gitmiş ay doğmuş

Geline duvak, eve suvak yakışır

Gelini ata bindirmişler ya nasip demiş

Geline demişler kalk oyna, demiş yerim dar

Gır atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan

Gökte ne yağdı da yer gabul etmedi

Kuş yavrularına demiş ki , adam yere doğru egildimi hemen gaçın, yavrularda demiş ki ya daşını cebinde daşise

Guştan gorğan darı ekmez

Haberi bi çağadan bi de deliden alacan

Haktan gelen haktır, inanmayan ahmaktır

Haramın binası olmaz

Harman yel ile, düğün el ile

Havlamayı bilmeyen köpek sürüye kurt getirir

Haydan gelen huya gider

Hazıra dağlar dayanmaz

Her güzelin vardır bir kusuru

Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır

İnsanın eşeği olmasa, eşeğe paha biçilmez

İşin yoksa şahit ol, paran yoksa kefil ol

Islanmışın yağmudan korkusu olmaz

Ismarlama hac gabul olmaz

İt doydu haydar kaldı
İt ite buyurmuş itte kuyruğuna buyurmuş

İtle çuvala girilmez

Katıra cilve yap demişler, cıtma atmış

Kekliğe demişler ayakların niye kırmızı; demiş gardan-(biz seni gardada gördük garadada)

Kılavuzu karga olanın burnu ---tan çıkmaz

Kimin tavuğun kışa dedik baba

Koç olacak kuzu komun önünde belli olur

Kel yanında kabak anılmaz

Körün taşı kelin başına değer

Küçük taş kırar baş

Kör atın kör alıcısı olur

Mazlumun ahı indirir şahı

Misafir on gısmetnen gelir,birini yer dokuzunu bırakır

Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider

Öküzün büyük olsunda çifte gitmesin

ölmüş eşek kurttan korkmaz

Ölümse ölüm ğırlamaya ne gerek

Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar

Önü gavut gavuri, arkası harman savuri

Sağır işitmez benzedir

Selin ağzı tutulur elin ağzı tutulmaz

Sen eşek olursan semer vuran çok olur

Su destisi su yolunda kırılır

Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi vardır

Terazi hatır sormaz

Yattığı ahır sekisi, söylediği İstanbul türküsü

Yemek gördün mü giriş, dayak gördün mü sıvış



BEDDUALAR


ADIN BATA / ADI BATASICA

ACINDAN GEBERESİN

ADIN GALA SEN GİDESİN

ADIN ŞANIN BELLİSİZ OLSUN

AĞZINDAN BURNUNDAN FİTİL FİTİL GELE

AH DEYİP AH İŞİTESİN

AH DİYESİN OH DEMİYESİN

ALLAH BELAN VERE

ALLAH ELE GÜNE MUHTAÇ EDE

ALLAH SENİ ALA GURTULAM

ALLAH SENİ BAŞIMDAN ALA

ANAN ÖLE

ANANDAN EMDİGİN SÜT AĞZINDAN BURNUNDAN GELE

ARADA DEREDE GALASIN

AYAĞLARINA GARA SULAR YENE

BAŞAN ATAŞ YAĞA

BAĞRINA DAŞ BASASIN

BAĞARLARIN KÖR OLA

BAL YEYİP ZEHİR GUSASIN

BOYNUN GOPA

BAYRAMA ÇIĞMAYASIN

BELİN BUDUN BÜKÜLE

BİR MEZARDA YATASIN, BİN MEZARDA SESİN GELE

BEŞERET OLASIN

BESBETER OLASIN

BOSUN DEVRÜLE

BAŞIN BAĞRIN YİYE

BAYRAMA ÇIĞMAYASIN

BENİM GADAR BAŞAN DAŞ DÜŞE

BOYNUN ALTINDA GALA

CAN DERDİNE DÜŞESİN

CANIN ÇIĞA

CEBİNİN BEREKETİ OLMAYA

DAL İKEN DEVRÜLESİN

DAMLAYA GELESİN

DİLİN LAL OLA

DEVRÜN DÖNE

EKMEK ATLI , SEN YAYA GALASIN

ETİN DÖKÜLE

EVİN BAŞAN YIĞILA

ELLERE GALASIN

ETTİĞİN BULASIN / ÇEKESİN

EL YİYE SEN GÖZLEYESİN

FARŞ-I MALAMAT OLASIN

GANLI GÖMLEGİN GELE

GARNAĞRISI

GİDİŞİN OLA DÖNÜŞÜN OLMAYA

GADALARA GELESİN

GURDA GUŞA YEM OLASIN

GOTTİK YİYESİN

GAN GUSASIN

GEBERESİN

GAPI ÖGLERİNDE GALASIN

ĞIŞTİGE GELESİN

KORUNDA YATMAYASIN

KANLI BIÇAĞLARA GELESİN

KAPIMDA İT GİBİ KUZULAYASIN

KAPI KAPI DİLENESİN

KARA BAYRAMLARIN OLA

KANIN KURUYA

KUDMU CURUM OLASIN

LİME LİME OLASIN

LOKMA GADAR OLASIN

MURAD ALMAYASIN

MURADIN GÖZÜNDE GALA

İKİ YAĞAN Bİ ARAYA GELMEYE

O BOYDA GALASIN

OCAĞIN BATA

OCAĞIN SÖNE

ÖLNÜN KÖRÜ

PARÇA PIRTİK OLASIN

SENDE OLANDA SAHAN BENZEYE

SUSUZ GÖLLERDE BOĞULASIN

SÜTÜM SANA İT GANI OLA

TAHTAYA TENEŞÜRE GELESİN

TORPAĞ BAŞAN

TÖREMİYESİN

TUTTUĞUN ELİNDE GALA

YÜZÜN GÜLMİYE

YERE GİRESİN

YAĞLI GURŞUNLARA GELESİN

YEDİGİN İÇTİGİN ZEHİR ZIKKIM OLA

ZUKKUMMUN KÖKÜ







BAYRAMLAR


RAMAZAN BAYRAMI
Ramazan başlamadan 15 – 20 gün önceden kadınlar evlerde temizlik adına yoğunluk yaşarlar. Ramazanın birinci akşamı 30 gün zikir etsin diye döğme pilavı pişirilerek yenir. Sahurlara Ramazan davulcusunun ve zurnacısının sesiyle kalkılır. Eskiden her evde su bulunmadığı için iftara yakın çeşmelerden soğuk sular getirilir ve soğuk kalması için su kabağının içine konup bekletilirdi. Bu ay da fakir fukara ya iftarlık-sahurluk yemekler götürülür ve iftar davetleri verilir.Fitreler verilir, zekatlar bu ayda yoğunlaşır. Evlerde cüz okunur. Kur- an hatmedilir.
Ramazan da çocuklar da büyüklerine özenerek oruç tutmak isterler. Büyükler de onların bu isteklerini karşılıksız bırakmaz ve çocuklara “tekne orucu” tuttururlar. Bunun anlamı çocukların öğleye kadar oruç tutmalarıdır. Böylece sevinçleri kursaklarında kalmamış olur.
Bayram yaklaştığında da yeniden bir temizlik yapılır. Bayrama gelenlere ikram etmek üzere börek, tatlı, dolma yapılır. Bayram öncesi alışveriş yapılır, bayramlıklar alınır ve eksikler tamamlanır.
Bayram sabahı erkenden kalkılır. Erkekler bayram namazına gider. Namazdan sonra mezarlıklar ziyaret edilir ve ölülerin ruhuna Kur’ an okunur. Bu arada kadınlar da evde sofrayı hazırlar. Mezarlık dönüşü eve gelinirken yakınlardan birkaç kişi de getirilir. Eve gelince hemen sofraya oturulur. Yemekten sonra büyüklerin elleri öpülür. Bu sırada çocuklara şeker ve para verilir. Bundan sonrada büyüklerin, dost ve akrabaların evleri ziyaret edilir. Küs insanlar barıştırılır.

KURBAN BAYRAMI

Ramazan bayramında olduğu gibi 15-20 gün önceden evlerde temizlik ve muhtelif hazırlıklar yapılır. Kurbanlıklar alınır. Kurbanlığa kına yakılır. Bu arada kadınlar da ellerine kına yakarlar. Bayramın birinci günü erkekler bayram namazına gider. Namazdan sonra eve gelerek kurban kesilir. Kurban etleri iki ye bölünür. Üçte ikilik kısmı fakirlere ve komşulara verilirken kalan kısmı da eve bırakılır. Kurban kesildikten sonra yakınların evleri ziyaret edilir. Küsler barıştırılır




DEYİMLER - TABİRLER - SÖZLÜK


AYIN BEYİN OLMAK : NEYE UĞRADIĞINI BİLEMEMEK

AÇ GARIN GURU ÇALIM : FAKİR AMA ÇALIMLI, MAĞRUR GEZEN

İNSANLAR İÇİN SÖYLENİR

AÇ GEZİP GUYRUĞU DİK GEZMEK : KİMSEYE MİNNET ETMEMEK

AĞIZ EGMEK : MECBURİYETTEN BİR ŞEY İSTEMEK

AĞIZ VERMEK : CESARETLENDİRMEK – TEŞVİK ETMEK

AĞZI AÇUĞ AYRAN DELİSİ : SERSEM – APTAL - İŞ BİLMEZ

AĞZI GULAĞLARINA GAVUŞİ : SEVİNÇLİ OLMAK

AKLI BOKUNA KARIŞMA : NE YAPACAĞINI BİLEMEME - ŞAŞIRMA

AKLINI OTNAN YEMEK : YANLIŞ BİR İŞ YAPILDIĞINDA SÖYLENİR

AKLI BEŞ GARIŞ HAVADA : AKLI BAŞINDA OLMAYAN

ALİ GIRAN BAŞ KESEN : KABADAYI - HERKESİ DÖVEN , SÖVEN

AŞUĞ ATMAĞ : KENDİNDEN ÜST BİRİYLE YARIŞMAK - KUMAR

OYNARCASINA İŞE GİRMEK

ARUSTAĞ : DAM - TAVAN - ÜZÜM AĞACININ AYAKTA

DURABİLMESİ İÇİN YAPILAN ÇİT

MENCEKİ : BİR BUĞDAY TÜRÜ

ATTAN YENİP EŞŞEGE BİNMEK : İYİYİ KAYBEDİP,KÖTÜYÜ

SAHİPLENMEK

AVUCUNU GOĞLAMAK : TAHMİN EDEBİLME (NERDEN BİLEM

OĞLUM; AVUCUMUMU GOĞLADIM Kİ GELECEKSİN )

AYAĞI GETMEK : OYNAMAYI ARZU ETMEK - MAKAMA UYARAK KIPIRDAMAK

AĞARTU : SÜTTEN YAPILAN ÜRÜNLER - AYDINLIK

AĞBİN : HAYVAN GÜBRESİ

ALIŞMAĞ : ÖĞRENMEK

ALIŞTIRMAĞ : ÖĞRETMEK

AYAĞ YOLU : TUVALET

AĞIL : AÇIK KÜÇÜK BAŞ HAYVAN AHIRI

ALUÇA / ALUÇ : BİR DAĞ MEYVESİ

BAŞINDAN GAYNAR SULAR DÖKÜLMEK : ÇOK UTANMAK - ZORDA

KALMAK

BELİ BURĞU GIRILMAK : ÇOK YORULMAK

BURNUNU SIĞSAN CANI ÇIĞAR : ZAYIF ÇELİMSİZ

BİLYE : MİSKET

BASTIĞ : PESTİL

BORANİ : BİR YÖRESEL YEMEK TÜRÜ

BIZİK : ÇİŞ

BERDOŞ : BAŞIBOŞ

BERİ : İLERİ - YAYLADA KOYUNLARIN SAĞILDIĞI ALAN

BIRA : KARDEŞ

BÖGÜRME : SIĞIR SESİ

BABOŞ : YİĞİT - DELİKANLI

BEROŞ : TENCERE - KOVA

BESLEME : HİZMETÇİ KIZ VE YA KADIN

BİBİ : HALA

BOCİK : BÖCEK

BORRO- BOZ – BOZZO : SARIŞIN

Cİ DEYİP GAÇMAĞ : GELİP ÇABUCAK DÖNENLERİN ARDINDAN SÖYLENİR

CİGERİ GURT YİYE : HISIM AKRABAYI KAYIRMAYI İFADE EDER

ÇAĞA ÇOLUĞA GARIŞMAĞ : ÇOLUK ÇOCUK SAHİBİ OLMAK

CINFISTİK ATIP GEZMEK : SORUMSUZCA BAŞI BOŞ DOLAŞMAK

CAĞ : ÖRGÜ ŞİŞİ

ÇELLİK CÜCÜK : ÇOLUK ÇOCUK

CILK : BOZULMUŞ YUMURTA

CINCIĞ : ÇOK TEMİZ - OYUNCAK

CIRCIBİLİK : ÇIRIL ÇIPLAK

CIZLAVAT : NAYLON BOT AYAKKABI

ÇEPİK : ALKIŞ

ÇOÇ ETMEK : OTURMAK

ÇAĞA : BEBEK - YAVRU

ÇİGİT : ÇEKİRDEK

ÇAKKALA : ÇAĞLA- BADEMİN İLK EVRESİ

ÇARK : KÖY EVİNDE BANYO

ÇORÇOR : ŞELALE

CÜCÜK : CİVCİV

CUNUR : DAĞ ÜZÜMÜ

CEDİD : YENİ

ÇİRPOZ : EKİNİN BİR EVRESİ - ÇİMENİN BÜYÜĞÜ

ÇELEM : TURPA BENZEYEN BİR BİTKİ

CIĞIZ : OYUN BOZAN

CITMA : TEKME

ÇEKÇAKU : ÇEKİRGE

ÇİMMEK : YIKANMAK, BANYO YAPMAK

ÇİR : KAYISI KURUSU

ÇEPER : ÇALIDAN BAHÇELERE YAPILAN ÇİT

ÇEPİÇ : KISIR KEÇİ

ÇELPEŞÜK : YARAMAZ - SAKAR

ÇİT : TÜLBENT

ÇİTİL : FİDAN - İNCE

ÇOLLE : SERSERİ

ÇORTUN : OLUK

ÇEMÇE : KEPÇE

ÇOR : HASTALIK

ÇEPİÇ : KISIR KEÇİ

ÇÜT : İKİ KİŞİ BERABER

ÇORTUN : DAMLARDA YAĞMUR SUYUNU AKITMAYA YARAYAN OLUK


DAMARINA BASMAĞ : KARŞIDAKİ KİŞİNİN EN ÇOK SİNİRLENECEĞİ ŞEYİ YAPMAK

DANDİRİK : ADİ

DABAĞ : BİR HAYVAN HASTALIĞI

DENSÜZ : MÜNASEBETSİZ – KURAL TANIMAYAN

DAğUM : MEYVESİ OLAN YABANİ BİR AĞAÇ

DİL BAĞI : NİŞAN - SÖZ KESME

DİLİ PAPUÇ : HER ŞEYE İTİRAZ EDEN – HAZIR CEVAP - OLMADIK ŞEYLER KONUŞAN

DUMAN BENİ DUTA : ÇARESİZ OLUŞU ANLATIR

DİYESİN : ACABA

DEYİN : SİNCAP

DİYEZE / EZE : TEYZE

DOLAĞ : ATKI

DONGUZ : DOMUZ

DÖMBEK : DABRUKA

DÜGE : BİR YAŞINDA DANA

DARABA : KEPENK

DURUP DURUP DUZ GAVURMAĞ : DURUP DURUP AYNI ŞEYİ SÖYLEMEK – AYNI KONUYU HER FIRSATTA ORTAYA KOYMAK

EKMEĞE PEPE DEMEK : ÇOCUKLUĞU İFADE EDER

ELİ İŞTE GÖZÜ OYNAŞTA : DİKKATİNİ İŞE VERMEYİP BAŞKA İŞLERLE
MEŞGUL OLANLARA SÖYLENİR

EL ÖPEN : KERTENKELE

EVERMEK : EVLENDİRMEK

ECÜR : KAVUNUN KÜÇÜĞÜ - KAVUNUN BİR TÜRÜ

ECNEBİ : GAVUR

ERÇEL : YARAMAZ - DELİDOLU

ERİŞTE : ÇORBASI YAPILAN KURUTULMUŞ HAMUR

ESKETEK : KADIN

EZE : TEYZE

EGİŞ : ATEŞ KÜREĞİ

ELEM EŞGERE : HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE – ALENİ – AÇIK

FİRİSKE ÇALMAK : ISLIK ÇALMAK

FIRFIRİK : FIRILDAK

FIS : İÇİ BOŞ - ÇÜRÜK

FINCİK ATMAK : TEKME ATMAK

GABURGASI GALIN : KİBİRLİ - MAĞRUR – EN ZOR ANDA BİLE PRENSİPLERİNDEN TAVİZ VERMEYEN

GAMBALAĞ KEKLİGE DÖNMEK : ŞAŞIRMAK – NE YAPACAĞINI BİLEMEMEK

GOLTUĞTAN VERMEK : ŞİŞİRMEK - PÖHPÖHLEMEK

GÖLGESİ AĞIR : AĞIR BAŞLI - SAYGINLIĞINDAN DOLAYI YANINDA RAHAT OLUNAMAYAN KİŞİLER İÇİN SÖYLENİR.

GÖZLERİ KORTİGE DÜŞMEK : ÇOK ZAYIFLAMAK

ĞARABA : YIKIK YER

GODEM : DERE KENARLARINDA YETİŞEN,SALATASI YAPILAN BİR BİTKİ

GULİK : DAĞLARDA YETİŞEN, YEMEĞİ YAPILAN BİR BİTKİ

GIZLAMAĞ : ISIRMAK

GALİSER : RÖMORK

GUZLAYIÇI : GEBE HAYVANLAR İÇİN KULLANILIR

ĞARAR : BÜYÜK ÇUVAL

GAKKO – GAKKOŞ : KARDEŞ

ĞAPENK : EVİN DAMINA AÇILAN KAPI

GAYĞANA : TAVADA YUMURTA

GURDUNU DÖKMEK : ÇOK EĞLENMEK - İÇİNDEKİ SIKINTI VE ŞİDDETİ AÇIĞA VURMAK-AĞZINA GELENİ SÖYLEMEK

GURSAĞI GENİŞ : NASİHAT TUTMAYAN

GÜVEGİ : DAMAT

ĞIRTİK : GIRTLAK

GAKKO : AĞABEY - BÜYÜK KARDEŞ

GAVUT : KAVRULMUŞ BUĞDAY

GAYNATA : KAYIN BABA

GEÇİNMEK : ÖLMEK

GIDİK : OĞLAK

GIRAGIRA : BİR TÜR KUŞ

GIKGILİK : UÇ NOKTA - ZİRVE

GILİK : KOYUN VE KEÇİ PİSLİĞİ

ĞIMİK : BURNUNDAN KONUŞAN

GILORİK : YUVARLAK

GINDIRLANMAK : YUVARLANMAK

GIRNATA : KLARNET

GIRNİK : DİKENLİ OT

GOGAN : İRİ TAŞ

GÖBELEK : MANTAR

GÖGERMEK : YEŞERMEK

GÖGERÇİN : GÜVERCİN

GÖZ YUMMACA : SAKLAMBAÇ

GUŞĞANA : TENCERE

GURULUĞ : HAYVAN GÜBRESİ

GÜNEBAĞAN : AYÇİÇEĞİ

ĞIRNİK : SÜMÜK

GURCE : DİŞİ KÖPEK

ĞORUM DUTU : KARADUT

HIZAR : TESTERE

HISIM : DÜNÜR

HEDİK : HAŞLANMIŞ BUĞDAY

HÖLLÜK : İNCE TOPRAK

HAVLET : SESSİZ - NEZİH

HALO : DAYI - YAŞLI

HATIL : DUVARA YAPILIRKEN KONULAN AĞAÇ KİRİŞ

HURÇ / HARAR : ÇUVALIN BÜYÜĞÜ

İNGİLEMEK : İNLEMEK

IŞGIN : YENİLEN BİR DAĞ BİTKİSİ

İSOT : BİBER

İ RAHAN : REYHAN BİTKİSİ

İŞLİK : GÖMLEK

İT OTARMAĞ : BOŞ GEZMEK

İT ENİGİ : KÖPEK YAVRUSU

İTİ AZMAĞ : BOŞ VE ÇOK GEZENLER İÇİN KULLANILIR

KİRLİ ÇIĞIN : MADDİ VARİYETİNİ BELLİ ETMEYENLER İÇİN KULLANILIR

KOZZİK / ŞEKOKA : DAĞ ARMUDU

KAŞİKLENMEK : SÜRÜKLENMEK

KAŞGAL : AYAKKABI

KERT : HAFİF OYUK

KERAN : KALIN KERESTE

KIŞTİK : ESKİ AYAKKABI

KUMUÇ : AVA GİDERKEN , ARASINA PEYNİR KONULUP, AVUÇTA SIKIŞTIRILAN EKMEK

KEŞKEK : DÖVME PİLAVI

KIRTİK : AZ AZICIK- BİRAZCIK

KIRAĞU : KARIN DOLU GİBİ YUVARLAK YAĞMASI

KISKA : SOĞAN TOHUMU

KÜNCÜ : SUSAM

KÜTE : UZUN, BİR ÇEŞİT SALATALIK

KOFİK : KURUTULMUŞ BİBER DOLMASI - İÇİ BOŞ

KOLİK : BOYNUZU OLMAYAN KEÇİ

KOM : HAYVAN AĞILI

KORTİK : ÇUKUR

KALİK : ÜSTÜ AÇIK SANDALET AYAKKABI

KIRTİK : AZ

KÖK : DÜĞÜN DAVETİYESİ

KOS : KAPININ ARKASINA KONULAN AĞAÇ

KOSLAMAK : ÇARPMAK

KOLİK : BOYNUZU OLMAYAN HAYVAN

KÖPÜÇ : TAHTADAN YAPILAN ÇAMAŞIR DÖVME ALETİ

KİVRE : SÜNNET OLACAK ÇOCUĞU KUCAKLAYAN

KULLİK : ŞAPKA – KÜLLAH

KUD : UYUŞMA - HAFİF FELÇ

LAVUK : OĞLAN

LEC ETME : SURAT ASMA - TARTIŞMA

LOR : YAĞSIZ PEYNİR

LOLİK : İĞDE

MOZZİK : DANA

MERTEK : DAMDA TAVANDA KULLANILAN AĞAÇ

MORMORİK : BÖĞÜRTLEN

MIĞIRİK : BİR ARMUT TÜRÜ

MAKAT : SEDİR - DİVAN

MALEZ : KAYNATILMIŞ DUT

MEREK : SAMANLIK

MERİ : DİŞİ KEKLİK

MİL : ÇAMUR

MOZA : BİR BÜYÜK SİNEK TÜRÜ

NEÇEK : YAZMA TÜLBENT

NAHIR : SIĞIR

ORCİK : CEVİZ İÇİ VE ÜZÜM ŞIRASINDAN YAPILAN SUCUK

ÖDLEK : KORKAK

ÖRKEN : KALIN İP - HALAT

ÖRTME : KAPI SAÇAĞI

ÖSGEMEK : ÖZLEMEK

PAÇ ETMEK : ÖPMEK

PALAĞ : KURU OT

PIRÇİKLİ : HAVUÇ

PIRNAT : EKİN DEMETİ

POÇÇİK : KUYRUK

POFİK : SOMUN EKMEK

PIRTiK : PARÇA

PORİK : SAÇ KAKÜLÜ

POTTİK : KISA BOYLU - CÜCE

POÇÇİK : KUYRUK

PUNDUNA GETİRME : DENK GETİRME

PALANPANDIROS : DÜŞE KALKA - DAĞINIK

PALAN : EŞEK SEMERİ

PISİK : KEDİ

PARÇA PIRTİK : PARAM PARÇA

PART : KARIN

PEJGİR : HAVLU

PERPER : SEMİZ OTU

ÖLÜLER ZANNEDİKİ DİRİLER HER GÜN HELVA İYİ : BİLMEYENLER DURUMUMUZUN ÇOK İYİ OLDUĞUNU ZANNEDERLER ... ANLAMINDA KULLANILIR

POTTİRİKLENMEK : SİNİRLENMEK - KIZGINLIKLA BAĞIRIP ÇAĞIRMAK

SADIR : SEBZE FİDESİ

SAPLI : SU ALMA KAPI

SEYİPLEMEK : BAŞIBOŞ BIRAKMAK – AZAD ETMEK (HAYVANLAR İÇİN KULLANILIR )

SIRIN : BİR YÖRESEL YEMEK TÜRÜ

SOHARAÇ : YEMEĞİN SOSU

SIMIRDİK : BULGURUN UFAĞI - ÇORBA TÜRÜ

SİTİL : KOVA

SEGİRMEK : HIZLI YÜRÜMEK - KOŞTURMAK

SURğA : ANGARYA İŞ

SOYğA GÖNÜL : DELİ GÖNÜL

SİVİNK : DAM SAÇAĞI

SÜZEK : SÜZGEÇ

SAĞAVEL : AHIR SÜPÜRGESİ

ŞAKOKA : DAĞ ARMUDU

ŞORRİK . SALYA

ŞİŞEK . KOYUN

ŞILDAN : PEYNİR MAYASI

ŞİLTE : YASTIK YORGAN ASTARI

ŞÜJÜK : PEYNİR SUYU

TAŞGALA . TELAŞ

TAVLANMAĞ : ŞİŞMANLAMAK – KİLO ALMAK

TENTENE : DANTEL

TOLİK : SU KABAĞI

TIĞNAZ : KISA BOYLU, ŞİŞMANCA

TİRİT : YÖRESEL BİR YEMEK TÜRÜ

TiV : TüY

TOĞLU : KOÇ

TORRİK DOĞUMAĞ : EL İLE ÖRGÜ YAPMAK

TOSBAĞA : KAPLUMBAĞA

TUMP : İKİ TARLA ARASINDAKİ SINIR

TEŞT : LEĞEN

TURİK : HEYBE - ÇANTA

TEVEK : ÜZÜM YAPRAĞI

KURİK : AT, EŞEK YAVRUSU

KUNCİK : CEP - KOLTUK ALTI - KÖŞE BUCAK

UNUNU ELEMİŞ ELEGİNİ ASMIŞ : İŞİNİ HALLETMİŞ – EVLENMİŞ, EV BARK SAHİBİ OLMUŞ KİŞİLERCE SÖYLENİR…

ÜZBAR ETMEK : YÜZLEŞTİRMEK

ÜSGEK : YÜKSEK

ÜSGÜRE : TAS

VIZİK : SİNEK
VERİK : CİVCİVİN BÜYÜĞÜ

VERİKLENMEK : BÜYÜMEYE BAŞLAMAK

VIZVIZİK DÜŞMEK : ENDİŞE ETMEK

YÜREGİ ATMAĞ : BİR ŞEYE KARŞI ARZU DUYMAK

YAZIĞI GELMEK : ACIMAK

YALAVUZ : YALNIZ

YAZI YABAN : KIR – BAYIR

YOLAĞ : PATİKA YOL - ÇOK DAR GEÇİT

YEGE : BİLEY TAŞI

YARPUZ : YABANİ NANE

YEGELEMEK : BİLEMEK

ZİMME : KUZEY , SOĞUK YER

ZOPPA : SOPA

ZİBİL: HAYVAN GÜBRESİ

ZERİK : BİR HAYVAN HASTALIĞI

ZERZEVAT : SEBZE

ZIRNIK DESEN YOK : HİÇ YOK

ZUĞURİK : DAR GEÇİT

ZÖHÜR : SAHUR

ZUMZUĞ : YUMRUK

ZUVAĞ : SOKAK

ZIVANADAN ÇIĞMAĞ : KAREKTERİNİ TERK ETMEK

ZIR : AŞIRI UÇ - KENDİNİ FARK ETTİREN



ASKERLİK

Gitmeden birkaç gün önceden yakınları tarafından askere gidecek kişiye davetler verilir, Vatan i görevini yapmak için büyük heyecan yaşayan genç, dost- arkadaş ve ailesi gibi yakınlarından helallik ister. Helallik istemeye gelen asker adayına, büyükler tarafından bahşiş verilir. Bir erkeğin hayatında üç önemli husus vardır. Bunlar sırası ile sünnet, askerlik ve evliliktir. Askerliğini yapmamış erkeğe olumlu gözle bakılmaz. Askerliğini yapan, evliliğe hak kazanmış sayılır. Askerlik aynı zamanda Peygamber ocağıdır. Anne ve baba oğlunu yetiştirip askere gönderdiği için gurur duyar. Fakat uzun sürecek bir ayrılığında sıkıntısını çeker. Bunu da oğlu üzülmesin diye belli etmez. Son gece, annesi tarafından askerin eline kınalar yakılır. Gitmesine bir gün kala askerin evi yakınlarıyla dolar. Eğlenceler düzenlenir, hareket saatinde davullar zurnalar çalınır…
Aşağıda askere gidenlerin arkasından söylenen manilerden bir bir örnek verilmektedir.

Çubuğum yok uzatam,
Asker olan yollansın,
Askerlikten kaçanlar,
Yere girsin arlansın...

Tabancamı yağladım,
Yan belime bağladım,
İndim ordu içine,
Sıla diye ağladım.


Suyu bende bağlarım,
Ben derim ben ağlarım,
Asker yarim gelirse,
Koçu kurban bağlarım.


SÜNNET

Çocuğun sünneti ilkokulu bitirinceye kadar olan zaman içinde yapılır. Çocuğa bir de küvre tutulur. Küvre olmak için çocuğun babasına eşi hamile iken ya da doğum yaptıktan sonra çocuğun küvreliğine talip olduğu ve başka kimseye söz vermemesi tembihlenir. Küvrenin görevi sadece sünnet olacak çocuğu kucaklamaktan ibaret değildir. Oldukça sorumluluk getiren bir görevdir. Küvre çocuk olduktan sonra görmeye gittiğinde bir lira (Altın), çocuk takımı, anne ve babasına birer elbise götürülür. Artık küvre akrabadan sayılır. Büyük kıymet verilir. Aileler arasında ki bağlar bu Peygamberlik dostluğu sayesinde daha da kuvvetlenir.
Çocuğun sünneti bir düğün havasında geçer. Günler öncesinden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar; kazanlarda yemekler pişirilir, tatlılar börekler açılır. Akrabalar, komşular ve dostlar davet edilir. Çocuğun yatacağı yer hazırlanır ve süslenir. Davete icabet sünnet olduğundan davetliler kendilerini sünnet evine gitmeye sorumlu hissederler. Bunlarda sünnet evine imkanları ölçüsünde hediye götürürler. Sünnet günü küvre ye bir adamla kuzu gönderilir. Küvre ise aynı kuzuya bir koç katarak sünnet evine getirir. Küvre geldikten sonra çocuk atla (günümüzde araba ile)gezdirilir. Eve geldikten sonra çocuk küvre nin kucağına verilir ve sıkıca tutulur. Bu sırada Salavat -ı Şerife getirilirken sünnetçi de işini görür. Sünnet bittikten sonra bir tepsi dolanır. Önce küvre, sonra çocuğun babası, akrabaları, komşuları ve dostları para atarlar. Bu paranın büyük bir kısmı sünnetçiye aittir. Sünnetten sonra sünnet yemeği verilir, mevlit okunur, mevlit ün ardından çalgılı eğlence yapılır. Bu eğlence ailenin durumuna göre bir yada üç gün sürer. Sünnetçi düğünde bir gün kalır, çocuğun merhemlerini değiştirir.Eskiden merhem bulmak ve almak olanağı olmadığı için un gibi öğütülmüş bazı ağaç kabuklarından merhem yaparak yaralar pansuman edilirmiş.Sünnet ten üç ya da beş gün sonra küvre tekrar çocuğu görmeye gelir. Bu gelişinde de çocuğa hediye getirir. Çocuğa ve ailesine geçmiş olsun ve hayırlı olsun dileğinde bulunur. Çocuk iyileştikten sonra çocuğun anne ve babası küvreyi görmeye gider. Küvrenin yaptığı masrafın bir buçuk katı hediye götürürler.


ÖLÜM

Cenaze çıkan evde üç gün taziye yapılır. Kadınlar taziyeleri ölü evinde kabul ederken, erkekler taziyelerini bir yakınlarının evlerinde yaparlar. Taziyelerin yapıldığı üç gün süresince ölü evinde yemek pişirilmez. Yemekler komşu ve akrabalar tarafından getirilir. Ayrıca ölü evinin işleri de komşular tarafından yapılır. Taziyeye gelenler başsağlığı diledikten sonra merhumun ruhuna fatiha okurlar. Ölenin iyiliklerinden bahsedilir, cenaze sahiplerine sabırlar dilenir ve kalkılır. Cenazenin defnedilmesini takip eden ilk Cuma günü de taziyeye gidilir. Bu cumada ayrıca mevlit de okutulur. Kırkıncı güne kadar ise her gün Yasin-i Şerif okutulur. Kırkıncı gün yemek verilir, helvalar ikram edilir. Komşular, akrabalar davet edilir ve ölünün ruhu için ikramlarda bulunulur. Daha sonra 52.gecede ölünün etinin kemiğinden ayrılacağına inanılır ve bu ayrılmanın kolay olması için bu gece de Kur-an okutulur.
Ölünün defin işlemi imamların nezaretinde dini esaslara uygun olarak yapılır. İlçe merkezinde ölünün üstü salla örtüldükten sonra üzerine toprak atılır. Köylerde ise sal yerine tahta parçaları kullanılır. Ölünün elbiseleri evde bırakılmaz , fakirlere dağıtılır. Cenaze sırasında özellikle kadınlar yüksek sesle ağıt yakarlar. Bunlardan birkaç örnek vermekle yetiniyoruz.

Karayeri oydular,
Gardaşımı koydular,
Gardaşım çok naziktir ,
Ağır sallar koydular.

Ezrail eşiktedir,
Çıkmıyor eşliktedir,
Ezrail aman eyle ,
Körpesi beşiktedir.

Mezarlık yolları ne yaman kesik ,
Artırdın derdimi etmedin eksik,
Bin kuruşamıdır bir kuru mektup ,
Gönder bir mektup da sürem yüzüme .

GELENEKSEL ÇEMİŞGEZEK MUTFAĞI
Çemişgezek mutfağı oldukça zengin yemek çeşitlerine sahiptir. .Geleneksel Çemişgezek mutfak kültürü, Türk, Arap, Fars ve Ermeni mutfak kültürünün izlerini taşır. Mevsime, yörenin özelliklerine ve ürettiği ürünlere göre şekillenen yemek çeşitlerinin bir çoğu yalnızca bölgeye hastır. Özellikle kırsal kesimde hatta şehirde bile yöreye özgü çok güzel ekmekler yapılır. Bu ekmeklerden en ünlüsü ve en lezzetlisi güz mevsiminde yapılan ve bütün bir kış hiç bozulmadan kalabilen Tandır Ekmeğidir. Yemekler çoğunlukla yer sofralarında yenilir. Büyük başlamadan ve besmele çekilmeden yemeğe kaşık vurulmaz. Eskiden bütün yemeklerde tereyağı kullanılırdı. Günümüzde ise hem köylüler hem de şehirliler çoğunlukla nebati yağ kullanılır ve bu karışım sos vazifesi yapar.
MEVSİMİNE GÖRE PİŞİRİLEN YEMEKLER


YÖREMİZE ÖZGÜ BAZI YEMEKLER
GÖMME
Yöremizde hazırlanan en eski yemeklerden olan gömme değişik hazırlama ve servis şekillerine göre zılfet, borani, parğaç, deve lokması gibi isimler alırlar. Ayrıca bulgurlu ve içli gömme çeşitleri de mevcuttur.
Malzemesi: 1kg un, 1kg ayran veya yoğurt, 500gr. tere yağı, 2 baş sarımsak
Yapılışı: Özellikle kış mevsiminde yapılan, ilçemize özgü bir yemek çeşididir. Asıl gömme, killi bir topraktan yapılmış özel bir ocakta pişirilmekle beraber bazen iki saç arasında da pişirilir. Hazırlanan hamura (mayasız olacak) ocağın büyüklüğüne göre kalın ve yuvarlak bir ekmek şekli verilir. Kızgın ocağın tabanı temizlendikten sonra ocağa konur, üzerine saç kapatılır, ateş örtülür ve pişirilmeye bırakılır. İyice pişirilen ekmek çıkarılıp soğutulduktan sonra, orta kısmı tabak şeklinde oyulup ekmekler ufaltılır (küçük küçük doğranır) oyulan kısma yerleştirilir. Kenarlarına sarımsaklı yoğurt dökülür. Gömmenin üst kabuğu yuvarlak şeklinde kesilerek ortası delinir. Ufalanmış gömmenin üst tepesine konur üzerine eritildiği kızgın tere yağı dökülür.
Ayranlı Çorba
Malzemesi: 1 kg ayran, 1 kaşık tuz, bir kaşık (avuç) un, 1 adet yumurta, 500 gr. döğme, 1avuç nohut,Reyhan veya yarpuz(yabani nane).
Yapılışı: Bakır bir tencere içine ayran konarak içine un, tuz,yumurta sarısı ilave edilir ve iyice karıştırılır. Kaynayıncaya kadar tahta kaşıkla karıştırılmaya devam edilir. Önceden ıslatılmış nohut ilave edilir. Nohut biraz piştikten sonra döğme katılır, 20-30 dakika kaynatıldıktan sonra yarpuz (yabani nane) konur. Taze yarpuz daha iyi tat verir. Mevsim kış ise kuru nane karıştırılır. 5 dakika daha kaynatılır. Soğuk servis yapılır.
Sarımsaklı Ekmek
Malzemesi: mayasız hamurla yapılmış yufka (pişmiş olarak) 2 veya 4 diş, sarımsak, yoğurt tere yağı.
Yapılışı : Yufka ekmekler yuvarlanarak (rulo şekline getirilerek) küçük parçalar halinde koparılıp sarımsaklı yoğurda batırılıp tepsi veya tabağa dizilir. Yağ iyice kızdırılır,tabağa dizilen ekmeğin üzerine dökülür(gezdirilir). Servise sunulur.
Keledoş
Malzemesi:Kurut ayranı,soğan,kavurma,yağ,tandır ekmeği veya yufka ekmeği.
Yapılışı:Soğan halka şeklinde doğranır,kavurma,yağ ve salça ile kavrulur.Üzerine yavaş yavaş kurut ayranı dökülerek kaynayıncaya kadar karıştırılır.20 dakika pişirilmeye bırakılır.Bir sahan içine ekmeği veya pişmiş yufka ekmeği (yörede fetir ekmeği de denir) doğranır.Küçük parçalar halinde doğranmış ekmeğin üzerine dökülür.Sabah kahvaltısında yenir.
Kurut
Törede yoğurt ikinci kez pişirilir.Süzeklere (bez) konur,suyu iyice alındıktan sonra güneşte küçük topaklar halinde kurutulur.Büyüklüğü yumurta kadardır.Kış mevsiminde ayran haline getirilerek çorba,keşkek, keldaş için kullanılır.Halk arasında çurtan olarak ta adlandırılır.
BINBAR DOLMASI
Malzemesi:Küçük baş hayvan bağırsağı (temizlenmiş şekli ile),ince bulgur,tuz,tahta tokmakla tahtada dövülmüş kıyma,baharat,reyhan.
Yapılışı:Bulgur,kıyma,salça,baharat,reyhan bir kap içinde su ile karıştırılarak az sulu bir şekilde temizlenmiş bağırsakların iç kısmı dışa gelecek şekilde doldurulur.Uçları bağlanır ve bakır tencerede mantız üzerinde kömür ateşi ile haşlanarak pişirilir.Pişme işleminden sonra tavada ısıtılmış yağda kızartılır.Kızartma işleminden sonra küçük parçalar halinde (dolma şekli bozulmadan) doğranarak servis yapılır.

DÜĞÜN ÇORBASI
Kemikli et haşlanır.İyice haşlandıktan sonra doğranmış soğan eklenir.Tekrar karıştırılır. Islanmış nohut eklenir,ateşte pişirilmeye bırakılır.İyice piştikten sonra ocaktan indirilir ve yenmeğe hazır hale gelmiş olur.

EŞKENE-İŞKENE
Malzemesi:Yufka ekmek,haşlama suyu (soğan,kavurma,tavuk eti,patates).
Yapılışı:Pişirilmiş yufka ekmeği doğranarak tepsiye konur.Üzerine bol soğanlı,kavurmalı haşlama suyu dökülür.Bazen yufka ekmeği yerine kurumuş ekmek parçaları da kullanılır.

Taş Ekmeği
Malzemesi:Un,yumurta,su,tereyağı,şeker,tuz.
Yapılışı:Un,su,yumurta,tuz bir kapta karıştırılır.Bulamaç haline getirilir.Kızgın taş veya saç yağlı bezle temizlenir.Bulamaç kepçe ile üzerine dökülür.Taşın üstündeki ekmekler piştikten sonra bir tepsiye alınarak üst üste dizilir.Baklava dilimi doğranır.Üzerine şeker şerbeti ve tereyağı dökülür.Yemek servise hazırdır.
PATİLE
Ekmek hamuru oklava ile açılır.İçine çökelek,soğan,maydanoz veya kavurmalı bulgur serilir.Ekmek hamuru ikiye katlandıktan sonra üçgen şeklindeki görüntüsüyle saçta pişirilir.Bu şekilde yenebileceği gibi ekmekler doğranarak üzerine eritilmiş tereyağı dökülerek de yenir.
Köfte - içli köfte
Malzemesi:Bulgur, un, kıyma veya kavurma,tuz, soğan, baharat
Yapılışı:Bulgur suda az kaynatılarak yumuşatılır. Yumuşayan bulgura leğende biraz un karıştırılarak yoğrulur. Bir baş soğan doğranarak kıyma veya kavurmaya karıştırılır. İsteğe bağlı olarak baharat kullanılabilir. Bu iç hazırlandıktan sonra bulgur ceviz büyüklüğünde topaklar haline getirilir ve baş parmakla içi açılır. Hazırlanan kıymalı, soğanlı iç doldurulduktan sonra topak bulgurun ağzı kapatılır. Hazırlanan köfteler kaynatılmış suya bırakılır. Yaklaşık on dakika kaynadıktan sonra ocaktan indirilir. Bu köfteler bütün olarak yenebileceği gibi bir sahanda doğranarak üzerine tereyağı dökülerek de yenebilir.

T A T L I L A R

Kül Gömbesi (Ocak Gömbesi)
Hamur mayasız olarak teşt'te yoğrulur.Ocağın tabanında pişirilir. Önce ocakta ateşi iyice yakılır. Sal (ocağın tabanı)kızınca ateş çekilir.Tabanı ıslak bir çaputla silinir. Süpürüldükten sonra hamur sal üzerine serilir ve üzerine saç konur.Saçın üzerinde tekrar ateş yakılır. Ekmek sal ve üstteki saçın ısısıyla pişer.Bu ekmek çıkarıldıktan sonra ya olduğu gibi yenir veya üst kapağı (kabuğu) oyulup yumuşak kısmı çıkartıldıktan sonra içine tere yağ dökülür, kapağı tekrar kapatılır. Bu şekilde kurabiye gibi olur.
Değirmen Poğaçası
Değirmende sıra beklerken ekmek biter de köyden ekmek gelmezse değirmendeki undan pağaç denen bir ekmek yapılarak yenir. Un., ağaçtan yapılmış hamur teknesinde yoğrulur. Kenarlarına pürüzlü siyah volkanik taşlar (bazalt) dizilmiş olan ocakta odun yakılır.Bir taşda serbest olarak ateşin üzerine konur.Taşları kızdırdıktan sonra ateş temizlenir. Taşların büyüklüğünde pide gibi top top edilmiş hamur bu kızgın taşların üzerine vurulur (yapıştınlır). Üzerine de aynı taştan bir kapak kapatılır. Böylece ekmek pişer.Pişen ekmek soğuk sıva taşı ile alınır.Bu ekmek tuzsuzdur. Çok lezzetli olduğundan değirmenden dönenden pağaça umarlar (beklerler).


Yumurtalı Ekmek

Mısır unundan yapılır.Ekmeği pişirdikten sonra üzerine sarımsaklı yoğurt döküp yerler.Yumurtalı ekmek yağda kızartılarak da yenir.
Cumur
Yağ kızdırıp içine ekmek doğranır.Ekmekler keklik burnu gibi kızarınca yenir.
Yumurtalı Tepsi Kumbiği
Un, sütve yumurta ile hamur yoğrulur. Baklava biçimi verilip tepsiye yerleştirilir. Üzerine bir miktar çörek otu, küncu (susam) ekilerek köz üzerine konur. Üstü ekmek pişirme saçı ile kapatılır.Saçın üzerinde de ateş yakılır. Hamur iki ateş arasında pişer.
Hırınç
Un, ılınmış suya azar azar dökülerek karıştırılır.Tuz eklenir yoğurt kıvamına getirilir öte yandan ocağın üzerine saç yerleştirilir ve çaputla yağlanır.Yoğurt kıvamındaki cıvık hamur bir ağaç veya bakır cemce (çömçe) ile kızgın saç üzerine dökülür. Saca yayılan hamur bir müddet sonra pişer. Piştikten sonra tepsiye alınır ve üzerine bir miktar su ile ısıtılmış sarımsaklı yağ dökülür.Yumuşak bir yemek olur.
Kuymak (Bulamaç)
Ilık suya un çalınır.Ateş üzerinde pişirilip kaplara dökülür.Üzerine kaşıkla çukurlar yapıp içlerine kızartılmış tereyağı dökülür. Tatlı olması istenirse yağa şeker, bal veya pekmez katılır.
Erişte Pilavı
Erişte önceden saç üzerinde kavrulur. Pişirileceği zaman sıcak suda haşlanır, suyu süzülür.Yağla kızartılan kavurma üzerine dökülerek yenir.
Su Böreği
İnce una iyi açılması için bir miktar zeytinyağı karıştırılır, honça üzerinde oklava ile açılır.Açılan yufkalar kaynar suya batırılıp süzüldükten sonra tepsiye düzgün olarak kat kat yerleştirilir. Yufka katları arasına erimiş yağ, peynir, maydanoz, nane konur, az biber ekilir. Tepsi üzerine ikinci bir tepsi kapatılarak köz üzerinde pişirilir.
Bişi
Yumurtaya yoğurt kıvamına gelinceye kadar un çalınır.Tavada erimiş tereyağı veya zeytinyağı üzerine kaşıkla dökülerek pişirilir. Çatal, kaşıkla alınarak tabaklara konur, toz şeker ve tatlı ile yenir.
Kalbur Hurması
Un, süt, yumurta ile hamur yoğrulur. Hamura hurma biçimi verilir, kalburun gözlerine bastırarak damgalanır.Bakır tavada pişirilir, sade yağlı kurabiye haline gelir. Tabağa konurken üzerine şeker ezmesi veya bal şerbeti dökülür.
Baklava
Yufka açılır, arasına ceviz, badem içi, yağ konur.Su böreği gibi tepside pişirilir. Üzerine tatlı dökülür. Dilim, dilim kesilir.
Kumaşlı Çorbası
Undan hamur yaparlar, fındık büyüklüğünde şekillendirirler.İrmik denen mercimek ve döğme kırıkları ile çorba pişirilir.
Mahluta Çorbası
Bir ölçek yarma,iki ölçek su, bir çay bardağı çekilmiş mercimekten yapılır önce su kaynatılır,kaynayan suya yarma ve mercimek katılarak pişirilir.Tencere indirilmeden tavada kızartılmış tere yağ dökülür, bir miktar daha ateşte tutulur.
Şakka Çorbası
Şakka' ya mercimek katarak kışın yapılan bir çorbadır.
Erişte Çorbası
Şakka çorbası gibi mercimekle beraber pişirilir. Bunların dışında düğün çorbası, Pitpitik Çorbası gibi genellikle döğme' den yapılan ayranlı ve yoğurtlu çorbalar vardır.

Haşlama Et
Suda haşlanarak pişirilen et yemeğidir.
Kızartma Et
Et ve kemikleri ufak ufak doğranıp kazanda pişirildikten sonra ayrıca kırmızı biber, reyhan, yağ, tuz ile yağda kızartılır
Döğme Kebap
Et döğeceği üzerinde et keserle dövülür.Macun gibi olduktan sonra tuz, reyhan, maydanoz, biber katılarak saç veya tava üzerinde kızartılır.
Keşkek
Bastırma adı verilen ve güneşte kurutulan etli kemikler döğme ile birlikte kazanda pişirilir.
Kelle Paça
Davarın kelle ve paçaları pişirildikten sonra et kısmı ayıklanarak ve üzerine sarmısak, tuzlu su, baharat ve yağ eklenerek yapılan yemektir
Bumbar Dolması
Davarın bumbar,bağırsak ve midesi paklanır (temizlenir),bulgur, su, tuz, reyhan, maydanoz, biberle bir iç hazırlandıktan sonra bağırsak içine parmakla itilerek doldurulur.Ağızları bağlanır Kazana kelep gibi yerleştirilerek pişirilir. Kazandan çıktıktan sonra üzerine yağ dökerek doğranır.
Yoğurtlu Köfte
Unlu düğürcek yoğrulur, ceviz büyüklüğünde yuvarlak köfteler yapılarak kazanda pişirilir. Sarımsaklı yoğurt ve yağla terbiye edilir.
Etli Köfte
Et keserle et döveceğinde kesilir Bir miktar un, bir miktar bulgurla yoğrulur, buna reyhan ve maydanoz katılır, düğme biçimi tekerlekler yapılarak kazanda pişirilir.Tepsilere konulur, soğuduğu zaman üstüne yağ dökülerek yenir.
İçli Köfte
Düğürcek az miktarda un ile suda ıslatıldıktan sonra tekrar katıştırılarak yoğururlunca erir Soğan,kavurma et, küncü (susam) veya kabuksuz çekirdek havanda dövülerek tavada ve yağ ile kızartılır.Hazırla- nan bu iç, düğürcek' li kanşıma baş parmakla boşluk yaparak doldurulur, ağzı kapatılır Kazanın içerisine dizilir, su konarak pişirilir. Tepsiye çekilir (dizilir).Tamamen soğuyunca üzerine yağ dökülüp yenir.
Hazırlop Köftesi
Culbant köftesi de denir. El değirmeninde öğütülmüş mercimek ve culbant ıslatılır, un katılarak yoğrulur içerisine soğan doğranır, maydanoz konur, yoğrulup hamur edilir Elle sıkılır, silindir şeklini alır, üzerinde beş parmağın İzi kalır.Kazana yerleştirilip pişirilir. Kırmızı biber yağda terbiye edilerek üzerine dökülür.
Lahana Köftesi
Unla bulgur ve et yoğrulur. Lahana yaprakları biraz pişirilir.Hamur yapraklar arasına konarak silindir şeklinde sıkılır.Kazanda pişirilir.Tepsiye çökerek üzerine limon sıkılmış veya limon tuzu konmuş yağ dökülür.
Bağ teveği Sarması
Bulgur, un, et,maydanoz, reyhan, biber yoğrulur.Suda pişirilmiş bağ teveği arasına konup sarılır.Kazanda pişirilir.Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür.Aynı şekilde lahana sarması da yapılır
Soğan Dolması
Kabuğu soyulan soğan haşlanır. Bulgurla et ve baharat karıştırılır, soğan doldurulur. Piştikten sonra üzerine yağ ve limon yahut domates salçası konur.


DÜĞÜN ADETLERİ

Çemişgezek ve köylerinde düğünlerle ilgili adetler bölge bölge farklılıklar arz eder. Şavak köylerinde, ova köylerinde, nahiye köylerinde ve dağ köylerinde hep farklı uygulamalarla karşılaşılır. Bu çalışmada ilçe merkezindeki gelenekler esas alınmış, ancak zaman zaman bazı köylerden de örnekler verilmiştir.

Kız İsteme

Kız isteme ile ilgili prosedür yüzyıllardır hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramamıştır.Önce erkek çocuk sahibi olan aile kendi aralarında bu konuyu görüşürler.Çevrede oğullarına münasip bir kıza talip ılur ve durumu oğullarına bildirirler.Oğlanın fikrini almak yakın dost ve akrabalara bırakılır.(Anne ve ablaların bu konuda etkileri fazladır)Erkek aile ve yakınlarının fikirlerini onaylarsa kızın fikrini öğrenmek için kıza yakın kişilerce ağzı aranır.Kızdan da müsbet cevap alınırsa kız evinden hayırlı iş için gün istenir.Belirlenen günde iki tarafın da sevip saydığı birkaç kişi ile oğlanın anne ve babası kız evine gider ve kızı anne ve babasından isterler, kız evi bunu hemen kabul etmez, kıza soralım, akrabalarımıza soralım, ailemize danışıp size öyle cevap verelim der.Eğer kız evinin cevabı kesin red değilse dilbağı denilen bir emanet (elbiselik, altın, kolonya, yüzük vb.)bırakılır.Böylece kesin karar verilinceye kadar kızın başkaları tarafından istenmesi önlenmiş olur.Kızın ailesi bu konuyu kızın görüşünü de aldıktan sonra aralarında görüşür ve hepsi uygun bulursa oğlan evine haber salınır.Belirlenen günde erkek tarafı yine bir heyetle kız evine gelir.Damat adayı bu heyette bulunmaz, onun yerine bir arkadaşı vekil olarak katılır. Bir süre sohbet edildikten sonra Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile kız babasından istenir.Bu arada gelin adayı misafirlere kahve servisinde bulunur.Bu vesile ile gelen heyet gelin adayını daha yakından görmüş olur.Bir taraftan kız ailesinin gücüne göre gelenlere yiyecek ikramında bulunulurken diğer taraftan ağır nişan için getirilen eşya ve ziynetler açılır ve kız ailesine teslim edilir.Bundan sonra damat adayının vekili kalkarak orada bulunanların ellerini öper ve kız isteme merasimi sona erer.Bu vesile ile yeni bir akrabalık kurulmuş olur ki buna hınamilik denir.



NİŞAN


Nişan için de gün belirlenir. Nişan için de yene bohçalar hazırlanır, ev halkına ve yakınlarına da hediyeler verilir altınlar takılır. Ağır nişanın kahvesini kız tarafından bir yakını hazırlar, kahve tepsisine bu hizmetin karşılığı olarak bahşiş niteliğinde para konulur. Her iki tarafta hayırlı olması temennisinde bulunarak nişan merasimine başlanır. El öpmeden sonra yüzükler takılır. Eğer nişanlılık uzun sürerde araya bayram girerse geline bu seferde bayramlık adıyla hediyeler gönderilir.

DÜĞÜN

Düğünler uzun bir hazırlık devresinden sonra başlar. Bu arada alışverişler yapılır ve eksikler tamamlanır. Düğüne halkın çağırılması ise oğlanın yakınlarının evlerine çalgı gönderilerek, diğerlerine ise “coğcoğan” denilen çağırma işiyle gönderilmiş kimseye vasıtayla yapılır. Coğcoğan tek tek dolaştığı evlere şeker dağıtarak düğüne davet eder.
Düğün hazırlıkları sağdıçlar tarafından sürdürülür.Bazı köylerimizde sağdıçlara müsahip denilmektedir. Müsahip “sahip olan” anlamına gelir ve gelin ve güveyi adaylarını düğüne hazırlamakla görevlendirilen kişidir.
Çemişgezek ve köylerinde düğünler Perşembe veya Pazar günü yapılmaktadır. Eskiden üç gün hatta bir hafta süreyle düğün yapılırken artık bir günle yetinilmektedir.




Güveyi Hamamı

Güveyin yıkanıp temizlenmesi ve tıraşı için tertiplenen bu geleneksel merasim hamamlarda yapılırdı. Güveyi sağdıçları, dost ve arkadaşları tarafından çalgılı bir şenlik ile evden hamama götürülürdü. Bu hamam şenlikleri daha ziyade güveyinin emsal ve akranlarınca düzenlendiğinden çok daha renkli olur.Yol boyunca çalgılı oyunlar oynanır, hoyratlar söylenir. Güveyinin traşından sonra banyosu yaptırılır ve öğleye doğru aynı şekilde şenlikle düğün evine dönülür. Yenilen sofralar ve ziyafetlerden sonra güveyi giydirilir, arkadaşları ile birlikte düğün yerinde kına oynamak üzere ortaya çıkarılır.
Düğün boyunca oyunculara para yapıştırmak adeti vardır. Fakat güveyi oynarken bu adeta bir para yağmuruna dönüştür. Toplanan bütün paralar çalgıcılara aittir. Geleneksel kına havası çalınır ve arada hoyratlar yakılır örneğin;

Gamzedeler, Gamzedeler
Gam vurur, gam zedeler
Sinemi ok delemez
Delerse gamzen deler.

Çemişgezek’ te düğünler iyi komşuluk ve toplum huzurunu yansıtan merasimler halindedir. Derin bir samimiyet ve yardımlaşma havası içinde başlar ve böylece biter. Düğünler, davul-zurna, davul –klarnet veya takım çalgı diye adlandırılan Davul-klarnet-darbuka-cümbüş ve kemandan oluşan sazların eşliğinde çok çeşitli olan mahalli oyunlar, orta oyunları ve çeşitli eğlencelerle yapılır.
Düğünlerde kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yerlerde, mesela hava müsaitse erkekler açık havada(bahçede, evlerin önünde)kadınlar ise genişçe bir salonu bulunan bir evde toplanarak eğlenirler. Kadınlarla erkeklerin oyunları da çalgıları da ayrıdır. Kadınlar daha ziyade zilli teflerle veya mevcutsa ud ile oyunlarını oynarlar.

Konu, komşu, dost ve ahbapların katılımı ile düzenlenen düğün şenlikleri içkili-içkisiz ziyafetlerle süslenir. “Düğüne gelen oynar, ölüye giden ağlar” deyişine uygun olarak düğüne gelen herkes tam bir eğlence havası içinde oynanan oyunlara iştirak eder. Halk ezgileri, halk sazları, halk oyunları, halay ve kol oyunu yanında tertiplenen orta oyunları ile bu eğlenceler çevre folklorunun bütün güzelliklerini sergiler. Daha çok yaz ve sonbahar mevsimlerinin müsait hava şartlarında düzenlenen düğünlerimiz eğlenenlerin rahatlığı, ziyafetin bolluğu açısından bu mevsimlerde düşünülmüştür. Aşağıdaki dörtlük bu düşünceyi açıklamaktadır;

Düğünüm yaza gele,
Vakti kiraza gele,
Dostları hak saklaya,
Düşman maraza gele .

Düğünün en hareketli günü oğlan evinde güveyi hamamı kız evinde ise kına gecesidir.Gelinin kınası Çarşamba akşamı yakılır.Kızın arkadaşları gelini giydirir ve süslerler.Bu arada orada bulunanlar da bildikleri manileri söylerler;

Süslü bezekli yarim,
Kolu bilezikli yarim,
Gadaların alayım,
Çemişgezek’li gelin.

Hazırlanan kına çalgı eşliğinde sağdıçlara götürülür. Kapı önünde kısa bir eğlenceden sonra gelin; arkadaşları, yakınları ve diğer davetliler ile baş başa bırakılır. Kınası yakılırken de şenlik devam eder, ağıtlar ve maniler söylenir.

Altın tas içinde anam kınan ezildi,
Gümüş tarak ile anam zülfün çözüldü ,
Benim yazım yad ellere yazıldı,
Doldur pınar doldur ben gider oldum,
Anamı babamı terk eder oldum.



Gelin alındıktan sonraki dönüş çok hazin olur. Ağlayan anne, bacı, kardeş ve yakın arkadaşları arasında telli duvaklı gelin alınır ve görümcenin yanına yerleştirilir. Gelin ağlarken çalgılar da gelin ağlatma havasına devam etmektedir;

Kızardı kayalar al giydi dağlar,
Anadan ayrılan anam oh çeker ağlar ,
Bozuldu bahçeler anam virandır bağlar,
Doldur pınar doldur anam ben gider oldum,
Anamı, babamı anam terk eder oldum.

Gelin alındıktan sonra dönüş genellikle uzak ve dolambaçlı yollardan yapılır. Bu bir çeşit uğur sayılır. Bunun bir diğer amacıda gelinin ayrılması halinde dönmesinin güç olacağının kendisine ima edilmesidir.

Düğün kafilesi ile birlikte gelin oğlan evine getirilirken kararlaştırılmış bir yerde kafile durdurulur. Evli ve bekar sağdıçlarla beraber orada bulunan yüksekçe bir yere çıkarılmış olan damat elinde bulunan bir mendille ağzını kapatarak sağ elindeki elmayı gelinin başına atar. Arkasından sağdıç tarafından verilen leblebi, üzüm, buğday karışımı çerezlerle ufak paraları düğüncülerin üzerine serper. Atılan elmanın geline isabet etmemesi için gelinin etrafında bulunanlar elmayı havada iken tutmak için çaba sarfederler. Bu bir uğur sayılır. Çerez atılması o yılın bolluk içinde geçmesi temennisi olarak telakki edilir. Daha sonra kafile yoluna devam eder ve oğlan evi önüne gelinir. Attan veya vasıtadan indirilince gelinin ayakları önünde kurban kesilir. Kurban kesildikten sonra damat gelini koltuklayarak içeri götürür. Bu sırada da evli sağdıçlar tarafından verilen çerezlerle kağıt kırpıntılarını düğüncülerin üzerine serper. Alkışlar ve sevinç nidaları arasında koltuk merasimi biter ve gelin ile damat yakınlarının ellerini sırayla öperler. Bundan sonra düğüncülerin bulunduğu yere dönülür. Gelin ve damat yan yana oturtularak verilecek hediyeler kabul edilir. İlk hediye güveyi tarafından gelinin yakasına iğnelenen bir altın veya beşibirliktir. Bundan sonra güveyi yakınlarının ve daha sonrada diğer misafirlerin hediyeleri geline takılır. Hediyelerin verilmesinden sonra eğlenceye devam edilir. Yemekler yenir ve oyunlar oynanır. Akşam saatlerinde düğün sahipleri ve güveyi davetliler tarafından tebrik edilerek ayrılırlar. Düğün burada sona erer.
Ertesi gün Pazartesi veya Cuma günüdür. Herkes oğlan evine yüz açımına yani hayırlı olsun demeğe gider. Gelinle yüz açımına giderek yeni evlilere hediye götürürler. Üç gün sonrada kız evinin yakınları oğlan evine baklava getirirler. Buna kızı sordurmak denir